TARİHİ TÜRK YURDU DOĞASI İLE GÜZEL ESKİPAZAR

Mithat UYANIK

TÜRK DÜNYASI BİR TÜRK MİLLİYETÇİSİ OLAN DOÇ.DR. DURMUŞ HOCAOĞLUNU KAYBETTİ.

Türk Dünyası Aydın bir Türk Milliyetçisini kaybetti.

           Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Durmuş Hocaoğlu'nun bir kalb krizi sonucu hayatını kaybettiğini basından öğrenmiş bulunmaktayız.Bütün Türk Milliyetçilerinin başı sağolsun. Hocamıza Cenab-i haktan rahmet mekânınında Cennet olması dileklerimle.Bütün Türk Milliyetçilerinin acılarını paylaşıyorum.

                               Mithat  Uyanık 

                               mithatuyanik78

   
Kısa Özgeçmiş

1948 yılında Bayburt'ta dünyaya gelen Durmuş Hocaoğlu 1974 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu.

1982 yılında mühendislik mesleğini terketti ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Fizik Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. O tarihten sonra Felsefe'de master ve doktora yaptı, Fizik'te ise master yaptı, doktorasını tez aşamasında bıraktı.

1983 yılında İstanbul Üniversitesi'nde başladığı felsefe kariyerinde önce 1986'da "Descartes'ın Fizik Anlayışı" isimli tezi ile yüksek lisansını, 1994'te "Türk-İslâm Düşünce Tarihinde ve Modern Fizik'de Kozmos" isimli tezi ile doktorasını ve 1986'da ise Marmara Üniversitesi'nde "Tekil Lineer Sistemler İçin Geliştirilen Bir Transformasyonun Yorumu Üzerine" isimli tezi ile fizik yüksek lisansını tamamladı.

Hâlen Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapan ve mültidisipliner bir akademik çalışma kariyeri bulunan Hocaoğlu'nun çalışma alanları Fizik Felsefesi, Bilim Felsefesi, Tarih ve Siyaset Felsefesi olup, muhtelif dergilerde Elektrik Mühendisliği ve Fizik gibi teknik konular yanında Bilim ve Fizik Felsefesi, Tarih Felsefesi, Siyaset Felsefesi, Din ve Laiklik v.b. konularda makaleler kaleme almış; ayrıca, muhtelif akademik toplantılara tebliğler sunmuş ve tebliğ kritikçikliği yapmış, birçok gazete ve dergide sürekli yazarlık yapmıştır. Yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır.

             Kaynak:Durmuş Hocaoğlu

                          Resmi Web Sitesi

                                 

 

 

Avrupa Birliği, Medeniyet Projesi ve Türkiye
Durmuş Hocaoğlu

Son Çağrı Gazetesi / 13.03.1997
Türk İntelijansiyası'nın zihniyet donanımını açıkça müşahade etme imkanı bulabildiğimiz konulardan birisi de, son günlerde alevlenen Avrupa Birliği tartışmaları olmuştur. Şöyle ki: Güney-Doğu'dan Laiklik meselesine, Laiklik'ten Demokrasi'ye, Demokrasi'den Çok-Hukuk'a varıncaya kadar hemen bütün konularda olduğu gibi Avrupa Birliği konusunda da, ideolojik kalıplar, şablonlar tercih edilmekte, az bilgilerle büyük teoriler kurulmakta, felsefi derinlikli ve teknik, pratik ve pragmatik düşünülmemekte, kar-zarar hesabı yapılmamaktadır.
Avrupa Birliği konusu için de, öncelikle ve behemehal şu sorular sorulmalı ve cevapları aranmalıdır: 1: Acaba bizim tasarladığımız, yani "bizim zihnimizdeki" Batı ve Avrupa ile "Bizzat Batı" ve "Bizzat Avrupa" aynı mıdır? Batı nedir, Avrupa nedir, Avrupa Birliği nedir? 2: Avrupa Birliği'ne girebilir miyiz; "onlar" bizi alırlar mı?, 3: "Onlar" alsalar dahi "Biz" girmeli miyiz? 4: Girersek veya girmezsek ne kazanırız, ne kaybederiz? Kanaatimce, asıl tartışılması gereken hususlar bunlardır. Bunlar ise, "ideolojik" değil, "felsefi" ve "teknik" konulardır. İşte, Türk İntelijansiyasının asıl zaafiyeti burada ortaya çıkmaktadır. Zira, kabul etmeliyiz ki, kendisini kendi eliyle tıktığı katı ideolojilerin hapishanelerinden hoşnut olan Türk İntelijansiyası'nın hiç itibar etmediği şeylerin başında "felsefe" ve "teknik" gelmektedir.
Batı'nın, Avrupa'nın ve konumuz olan Avrupa Birliği'nin "gerçekte" ne olduğunu tayin edecek olan bizler değiliz; bunu tayin ve tesbit edecek olan bizzat Batılılar'dır, Avrupalılar'dır. Onlar ise bunu açıkça söylemektedirler: Siz, "Siz"siniz, Biz de "Biz"! Anlayana sivri sinek... Anlamamız için bundan daha açık nasıl bir ifade kullanılmasını bekleyelim? Açıkça görünmekte ki, "üstümüze almamak" ve daha fazla "anlayışsızlık" göstermek durumunda, diplomatik nezaketler de bozulacak ve belki daha ağır ifadeler kullanılabilecektir.
"Anlayışsızlık" rekoru kırmaya çalışmanın anlamı yok. Kör-kör parmağım gözüne:
1: Avrupa, Avrupalılarındır. 2: Avrupa Birliği, bir "Medeniyet Projesi"dir!
1: Avrupa, Avrupalılarındır, Türkler Avrupalı değildirler, asla da olamazlar. Bu, "felsefi" konunun özü şudur ki, Avrupa'lı olmak için şu şartlar zorunludur: 1: Beyaz olmak; 2: Avrupa'ya erken zamanlarda gelerek yerleşmiş olmak (en az bin yıl); 3: Grek ve Roma kültürü ile pişmiş olmak; 4: Hristiyan olmak! Étienne Gilson, "Batı'ya ait olan herşey Grek ve Roma ile başlar" demekte, André Siegfried, Fransızlardan sonra Avrupa'ya geldiği, Roma'ya düşmanlık ettiği ve geç Hristiyan olduğu için Almanları "ikinci sınıf Avrupalı" olarak görmektedir. Biz Türkler ve Türkiye bu tasnifte neredeyiz? Türkiye, Avrupalı için, "Avrupa'nın Doğusundaki Endülüs"tür. Anlayışsızlık göstermeye devam edelim mi? 
2: Eğer anlayış özürlü değilsek görmeliyiz ki, Avrupa'nın Avrupalıların oluşu ile Avrupa Birliği'nin bir "medeniyet projesi" oluşu arasında kopmaz irtibatlar vardır. Açıkça deklare edilmiştir ki, Avrupa Birliği bir "Medeniyet Projesi"dir. Bu "medeniyet", dikkat edelim, genel Batı Medeniyeti'nin de bir miktar dışında olan ve "Büyük ve Birleşik Avrupa" hedefine yönelmiş bir "Avrupa Medeniyeti Projesi"dir. Avrupalı olmayana bu projede yer verilemez.
Yine, açıkça deklare edilmiştir ki, Avrupa Birliği bir "Hristiyan Klübü"dür. Bunun böyle olması tabii ve zorunludur. Kral'dan fazla "kralcı" olanlar gibi, Batılı'dan fazla batıcı olan "Batıcı İntelijansiya"nın anlamakta güçlük çektiği nokta, bu ikisinin arasındaki bağıntıdır. "Avrupa Medeniyeti" ve "Hristiyanlık", kopmaz bir bütünlük oluşturmaktadır. Böyle bir iddianın, bağnazca bir düşmanlık olarak algılanması, tahammül edilemez derecede dehşetli bir bağnazlık ve cehalet olacaktır. Zira, Toynbee'nin ifadesiyle, "Hristiyanlık, Batılı'nın kültürüne öylesine işlemiştir ki, dinsizi dahi hristiyandır"!
Sözün özü: 1: Avrupa, Avrupalılarındır. Avrupa Birliği, "Büyük ve Birleşik Avrupa" hedefine yönelmiş bir "Avrupa Medeniyeti Projesi"dir, bir "Hristiyan Klübü"dür; sadece ve yalnız "Gerçek Avrupalılar" içindir! 2: Ancak, "Avrupa", "Batı", "Batı Medeniyeti", bir miktar farklı şeylerdir. Bizler "Avrupalı" değiliz, olmamız gerekmez, istesek de olamayız; ancak, bütün dünya gibi, "Batılılaşmak", "Doğulu" olmak için önce "Batılı" olmak zorundayız!.
....."Doğu'ya giden yol Batı'dan geçmek zorunda; ne hüzün verici!"

 

Kaynak: Son Çağrı Gazetesi 13.03.1997                                                

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam28
Toplam Ziyaret67807
Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 24° 11°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.56263.5769
Euro3.99524.0112