TARİHİ TÜRK YURDU DOĞASI İLE GÜZEL ESKİPAZAR

Mithat UYANIK

ESKİPAZAR'DA 26 ŞUBAT CUMA HUTBESİ.

DİYANET  İŞLERİ  BAŞKANLIĞI  VE

         DİN HİZMETLERİ

               Muhterem Mü'minler!

                   Yüce  dinimiz İslam, insanoğluna yapılan hikmetli öğüt ve güzel sohbetin ne derece önemli olduğunu her vesileyle bizlere haber vermekdedir.

               Nitekim hutbemizin başında okuduğumuz ayeti kerimede cenab-ı Hak "(ey habibim) öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere yarar sağlar."(1) Sevgili Peygamberimiz de ; "din nasihattir" buyurarak insanları güzel sözlerle uyarmanın, onları dini konularda aydınlatmanın önemine işaret etmektedir. 

            İşte bu  ulvi  görevi ülkemizde yasal olarak  üslenmiş olan  devlet kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluşunun 86.yılı münasebetiyle bu günkü hutbemizde, özel olarak başkanlığı tanıtmaya çalışacağız.

          Aziz Mü'minler!

          Diyanet İşleri Başkanlığı  3 Mart 1924'te 429 sayılı Kanunla Başbakanlığa bağlı bir  teşkilat olarak kurulmuştur. Kuruluş amacı İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, din konusunda halkı aydınlatmak ve ibadet  yerlerini yönetmektir.

          Bu  yüce amaçla 86 yıl önce kurulan bu  müessese, üzerine düşen  bu görevi imkânlar ölçüsünde en güzel şekilde yerine getirmeye  çalışmış ve halen de çalışmakdadır. 

         Bu dönemde; dine ve ilme hizmet, kardeşlik duygusu, vatan ve millet sevgisi ve ileri gitme düşüncesi, 86 yıllık Diyanet ömrünü yücelten ve bereketlendiren önemli uğraşlar olmuştur. 

         Tabii ki din hizmetini 86 yılla sınırlamak veya  bu hizmetin Diyanet İşleri  Başkanlığı'nın kuruluşu ile başladığını söylemek mümkün değildir. Asr-ı saadetle başlayan din hizmeti sağlam bir kaynağa, derin ve zengin bir geçmişe, köklü bir geleneğe, üstün bir ahlak ve fazilete, manevi bir coşkuya sahiptir. Din hizmeti aynı zamanda sosyal  gayretlerin başlangıcı ve özüdür.

          Zengin bir kültür ve medeniyetin sahibi olan  Türk'ler, Müslüman olduktan  sonra dine sarılmışlar, yüzyıllarca İslam'ın bayraktarlığını yapmışlar ve din  hizmetine  gerekli  ilgiyi göstermişlerdir. Tarih boyunca Müslüman Türklerin kurdukları devletlerde din hizmeti en üst düzeyde ve çağın icaplarına uygun teşkilatlarla yapılmış ve bu teşkilatta görev alanlara layık oldukları itibar gösterilmiştir. Cumhuriyet döneminde ise din hizmetine, temel unsurları muhafaza edilerek yeni bir şekil verilmiş ve bu hizmetin Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle yürütülmesi uygun görülmüştür.

           Diyanet İşleri Başkanlığı bugünkü yapısıyla merkez, taşra ve yurt dışı  kuruluşlarından oluşmakta ve 100 bine yaklaşan personeli ile bu kutsal hizmeti yürütmeye, her türlü güzel hizmete layık olan milletimize yararlı olmaya çalışmaktadır.

          Diyanet  İşleri Başkanlığı camilerde, Kur'an kurslarında ve eğitim merkezlerinde sözlü olarak yürüttüğü dini tebliği ve irşat görevini yazılı, sesli ve görüntülü yayınlarla yürütmeye çalışmaktadır. Her  seviyede okuyucunun dini ihtiyacını karşılıyacak kitapların yanında, aylık olarak Diyanet Çocuk Dergisi ve üç aylık İlmi Dergi de yayınlanmaktadır. Bu yayınların büyük ilgi gördüğünü ve geniş bir kesime ulaştığını  yüz  binlere ulaşan baskı  adetleri ortaya koymaktadır.

         Başta dini olmak üzere bireysel, sosyal, bilimsel alanda ortaya koyduğu hizmetlerini gördüğümüz Diyanet İşleri Başkanlığı'nın  86. yılını kutluyoruz. Bu kurumun vatan ve millet bütünlüğü içerisinde daha nice yıllar ulaşmasını temenni ediyor, hayatta olanlara hayırlı ömürler ve başarılı hizmetler diliyoruz. 1) Zariyat/55

            Nevzat  AÇMALI

            Yirmibeşoğlu Köyü  Camii  / YENİCE.  

               

                    Yukarıdaki hutbenin  3.Mart Diyanetin kuruluş haftası münasebeti  ile hazırlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Hutbeyi  hazırlayan  Sayın  Nevzat  AÇMALI'ya teşekkürlerimi  belirtirim.    Diyanet İşleri  Başkanlığı (Reisliği)  olarak  1924  yılında kurulmuş olup  şu an itibari ile 86  yıldönümü  kutlanmaktadır. Cumhuriyet'imizin kuruşu ile beraber Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurulmasına  Mustafa Kemal  ATATÜRK'ün öncelikli  olması gereken  konularından biri  olduğu  bilinmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı  yayınları: 681 Nisan 2007, Ankara - yayını  olan. Doğumunun  125. yılı anısına  Din, Bilim,  Uygarlık ve Atatürk. Adlı  yayınlanmış  kitabından   uzman kişilerce   Atatürk  için  yazılanlara bir  göz atalım. "Türk Milleti İstiklâl Harbini, başta din adamları olmak üzere; el ele omuz omuza vererek başardı. Atatürk'ün önderliğinde şahlanan milli irade, düşmanları yenerek kesin zafere ulaştı. Atatürk milleti ile, millet de Atatürk ile muharebe meydanlarında  kaynaşarak  bütünleşti.(1)  Ülkelerin ve toplumların tarihinde iz bırakan olağan üstü dönemler  ve dahi insanlar vardır. Tarihimizdeki olağanüstü dönemlerin sonuncusu Cumhuriyetimiz ve çağa damgasını vuran  dahi ve  önder insanımız da  Mustafa Kemal  Atatürk'tür. Askeri alandaki yöneticiliği ve  stratejik  alandaki dehası  ile o, geçmiş zamanın seçkin büyük  askeri dehaları arasında yer alır. Bunu anlamak için onun askerlik sanatının en güzel örneklerini  teşkil eden Çanakkale ve Anadolu savaşlarının efsaneleşmiş  sahnelerinde   görmek gerekir.(2) Atatürk,realitenin adamıdır, sağduyunun ve ince  görüşün adamıdır.Halkın temayüllerini çok iyi sezen ve gönüllere girmesini bilen usta devlet  adamlığı sayesindedir ki, müşterek  arzu ve eğilimler kolayca  milli ülkü haline  gelebilmiştir. Milliyet duygusu, istiklâl ve hürriyet aşkı onun fikri   yapısının ana  çizgileridir.(3)Atatürk; deha sahibi bir asker olduğu kadar, büyük bir düşünür ve fikir adamıdır. Aynı zaman da  O, yüzlerce, hatta binlerce cilt  kitabı şerh düşerek okuyacak kadar bilime  düşkün, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" vecizesini söyleyecek kadar gerçekçi  idi.(4) Atatürk, "her kişi dinini, din  işlerini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır; orasıda okuldur" diyerek din eğitiminin bilgisiz  ve yetersiz kimseler tarafından değil, okullarda çok iyi  yetişmiş  uzman kimseler eliyle  ve  Cumhuriyetin  eğitim  anlayışına  uygun  bir program  çerçevesinde  yapılmasına  işaret  etmiştir.(5) Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz  milletin devamına imkân yoktur. Yalnız  şurası vardırki  din, Allah  ile  kul  arasında  kutsal  bir    bağlılıktır.(6)  Atatürk'ün  İslâm dininden  olduğu  gibi,  Hz. peygamber'den  de  sitayişle  ve  hürmetle  bahsettiği  pek  çok  sözü  vardır. Hz. Peygamber'den  bahsederken  O hep, genellikle "Cenâb-ı  Peygamber",  "Peygamber  Efendimiz",  "Fahr-i Kâinat  Efendimiz"  ve onun dönemi söz konusu  olduğu  zaman  da Peygamberimiz  zaman-ı  saadetlerinde  diyerek  söze  başlamıştır.(7) Atatürk'ün dine en belirgin katkılarından birisi, görevi İslâm  dininin  inanç ibadet ve ahlâk esaslarını vatandaşlara  anlatmak ve ibadet  yerlerini yönetmek olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir devlet kurumu olarak tesisine ön ayak olmasıdır. Atatürk'ün, İslam dininin inanç sistemi, ibadet şekilleri ve ahlâk prensiplerinin  ehil kimselerce insanlara bütün sadeliğiyle anlatılmasını bir kamu hizmeti olarak lüzumlu görmesi, onun inancına samimi olarak bağlı bir devlet adamı olduğunu göstermektedir. Sözlerini incelediğimizde, Atatürk'ün İslâm kültürüne derin vukûfiyetinin olduğu, gerçekçi bir din anlayışına sahip olduğu, söylev ve demeçlerinde, sık sık dini değerlere, Kur'an ayetleri ve bazı hadis-i şeriflere atıfta bulunduğu ve İslâm Peygamberi Hz. Muhammed'e hürmet ve takdir duygularını izhar ettiği görülmektedir.(8) Atatürk, bir konuşmasında Hz. Muhammed'in büyüklüğünü "O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bu gün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar o ölümsüzdür"  sözleriyle  dile getirmiştir. Atatürk, Hz. Muhammed'in tarihte büyük yeniliklere imza attığına, insanlığın terakkisine önemli katkılar sağladığına, yüzünü geçmişe değil geleceğe  döndüğüne, gericilik ve taassuptan uzak durduğuna vurgu yapmaktadır.(9)  "Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana  bildirmek  bizler  için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını  tanıdıkça  daha  büyük işler yapmak için  kendinde  kuvvet bulacaktır. (M.Kemal ATATÜRK)(10)  Yukarıdaki  açıklamaları  okudukça  bir Türk  olmanın  şuuru  İslam  ahlakı  ile yaşamak  ne güzel  bir  değer olduğunu  görüyoruz. Ne  yazıktırki  29 Ekim 2009  Cumhuriyet Bayramı  münasebeti ile  Eskipazar  Yusuf Bey Cami'inden   merkezi  sistemli olarak dinlenebilen  vaaz'ın  bir  bölümünde  konu  Cumhuriyet Bayram'ından  bahsedilirken  Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş  Savaşının  önemi  anlatılmıştır. Bağımsız bir Devletin kurulması  ve  mazlum  milletlerinde  kurtuluşuna  çığır  açtığı  gerçeği  vurgulanmıştır.  Ne  yazıktırki  Çanakkale  Savaşı'nı  ve  Kurtuluş    Savaşı'nı  yapan  vede   Cumhuriyet'i  kuranlar  içinde  sadece  devlet  büyüklerimiz  denilerek  geçiştirilmiştir. Çanakkale'de  Anafartalar  kahramanı  olan  ve Kurtuluş  Savaşı'mızın    büyük  komutanı,  Cumhuriyet'imizin  kurucusu  Mustafa  Kemal  Atatürk  isim olarak  söylenmemiştir.Bizlere  bir  vatan  bir  yurt  bırakan  kahraman  büyük  Türk  Milletinin  büyük  komutanı  Atatürk  ve  silah  arkadaşlarının  ismide  söylenmemiştir.  Bu   millet  denilerek  geçiştirilmiş  vede  Türk Milleti'nin  ve ATATÜRK'ün adının  geçmesine özen  gösterilmemiş  aynı zamanda  da  gerek  duyulmamıştır. Bu duruma  duyarlı halkınız  üzülmüştür.  Bu da   ESKİPAZAR'ımızın  şanssızlığı  diye  yorumlanmaktadır. 

      KAYNAK:Diyanet İşleri  Başkanlığı yayınları  681 Nisan 2007

                                                           Ankara                                                                               

      1-Sayfa- 18

       2-Sayfa-24

       3-Sayfa-36

        4-Sayfa-47

        5-Sayfa-53

        6-Sayfa-84

         7-Sayfa-94

         8-Sayfa-77

        9-Sayfa-90

       10-Sayfa-57

                              İLGİLİSİNE  İTHAF    OLUNUR.

                

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam19
Toplam Ziyaret69264
Hava Durumu
Anlık
Yarın
23° 34° 17°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.51863.5327
Euro3.99874.0148