TARİHİ TÜRK YURDU DOĞASI İLE GÜZEL ESKİPAZAR

Mithat UYANIK

TERCUMAN GAZETESİNDEN BİR HABER.

bAŞKENT aRENASI
   
Sansürsüz ve Yiğit!

05.08.2009

METİN ÖZKAN


    Türkİye’de ideal bir medya ortamında mıyız? Elbette değil!
Ama her şeye rağmen medya ülkemizde önemli güç olma özelliğini sürdürüyor.
İnsanların peşin hükümleri nedeniyle birbirini uzun uzun dinleyemediği...
Aksine hızlı düşünüp fikir sahibi olmak için birbirlerini çabucak tükettikleri ilginç bir dönemden geçiyoruz .
Doğru bildiklerimizi başkasına aktarırken bile düşünce özgürlüğü, çoğulculuk, söz hakkı, ses hakkı, eleştiri hakkı filan dinlemiyoruz. Hele hele iktidarı eleştirenlere “Sen kimsin” tahamülsüzlüğü ile “vurun abalıya” muamelesi yapıyoruz.
Oysa bildik bir cümle vardır ; “Özgür olan, yasaklanmayan düşünce iki kere daha özgürdür” diye. Özgürlük ve demokratikleşme diyoruz, ama yapıcı eleştiri özgürlüğüne bile tahammül gösteremiyoruz.
Ne yapıyoruz ?
Sansürlüyoruz !
Sansür, insan ifadesinin çeşitli yollarla kontrol altına alınmasıdır.
Pek çok durumda hükümet tarafından uygulanan sansür genellikle toplumu etkileyen durumlarda uygulanır ve ifade özgürlügünü suistimal eden düşünceleri bastırma amacı güder.
Tabi “yandaş” veya “bir kısım medya” diye adlandırılan basın kuruluşları da bu amaca hizmet ederler. Ancak medyanın toplumu uyuşturan, iktidar ilişkilerini yeniden üreten işlevlerine karşın, herşeye rağmen toplumsal sorunların çözülmesinde etkin olmaya çalışan sansürsüz medya da yok değil .
Tıpkı Haber Türk Televizyonunda sevgili arkadaşım Yiğit Bulut’un hazırlayıp sunduğu “Sansürsüz” isimli programı gibi.
Konuştuk !
YİĞİt Bulut’un kaptanlığındaki sansürsüz proğramında Can Ataklı, Ümit Fırat Nasuhi Güngör ile birlikte son günlerin gözde tartışma konusu “Kürt sorunu”nu konuştuk.
Herkes bir “çözüm” tutturmuş gidiyor.
Yaklaşık 25 yıldır akan kan ve gözyaşı için harıl harıl çözümün çareleri aranıyor.
Hatırlarsınız bu sürecin başlangıcı ve tetikleyeni “tarihi fırsat” ve “güzel şeyler olacak” açıklamalarıydı.
Açıklamaların sonuçlarına ilişkin emareler PKK terör örgütü ve sözcüsü DTP tarafından takip ediliyor, “Kürt sorunu”nun çözümü için, İmralı mahkumu Öcalan gösteriliyordu.
Peki ne oldu ?
Öcalan ; “Eğer önemli gelişmeler olmaz ve devlet sözünde durmazsa, örgütü ben bile engelleyemem (!)” diyerek Türkiye Cumhuriyeti devletine tehditler savurdu..
Yani kimse “fırsatı” da güzel şeyleri de anlamadı.
“Tarihi fırsat”tan kasıt; hükümet, muhalefet, asker ve daha önemlisi halkın, artık terörün bir şekilde bitmesinden yana olduğu ve bu işin de sadece askeri tedbirlerle ve mücadeleyle bitmeyeceğinin topyekün olarak anlaşılması olabilir.
“Güzel şeyler”den kasıt ise; TRT 6 ile başlayan, Kürtçe köy adları ve Kürtçe eğitim imkânlarının artırılması ile devam eden sürecin, bölgeye önemli ekonomik kaynakların aktarılması, yatırımlara hız verilmesi gibi daha çok ekonomik, sosyal ve kültürel uygulamalara ivme kazandırılması olabilir.
Peki, “Tarihi fırsat” ve “Güzel şeyler”den, PKK ve sözcüsü DTP ne anlıyor?
Demokratik Özerklik !
Yani, Türkiye’den ayrı olarak kendi kendini özgürce yönetmek...
Yerel idareler, hem icra anlamında, hem de maddi anlamda güçlendirilmeli, yetkilendirilmeli ve merkezi yönetimden (Ankara) ayrı olarak kendi kendini, özgürce ve istediği gibi yönetebilmeliymiş (!).
Neyse ki, toprak olarak ayrılmayı artık düşünmüyorlarmış (!).
Gerçi TRT 6’nın açılışı sonrası ;”Dilimizi kabul ettiler birgün bu coğrafyanın (Kürdistan) adını da kabul edecekler” diyerek konuşma özgürlüğünü sonuna kadar kullandılar.
Tabi saçmalama özgürlüğü ile birlikte.
Dün sevgili Yiğit Bulut’un sansürsüz programında tartışılırken birkez daha anladım ki ; bu sorun bireysel değil toplumsal, insani değil siyasi olarak tartışılmaktan çıkarılmaz ise bu meseleler zor çözülür.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam21
Toplam Ziyaret68903
Hava Durumu
Anlık
Yarın
26° 33° 15°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.49753.5116
Euro3.90723.9229